OPR. DR. MÜNİR DERMAN’IN SIRLI SÖZLERİ ve ÇÖZÜMLEMELER
“Bizi görürler… Bulamazlar… Zira gaflet ve şüphe bulutlarıyla örtülüyüzdür… Binbir renkte görünmeğe mecburuz…” (Opr. Dr. Münir Derman)
Dünden bu güne, sosyal hayat içinde nice gizemli ricalül gayp adamları gelip geçmiştir. Bu dairede görev yapan velilerden kimileri vazifeli olduklarının ayrımındadırlar. Kendilerine verilen manevi görev ne ise onu yaparlar. Hiçbir kimsenin yaptıkları işlerin derinliğinden kesinlikle haberi olmaz…
Sistem içinde ricalül gayp velisi olduğu halde, kendini bilmeyen veliler de vardır. Bu tarz velilerin ruhaniyatı görev yapar; ancak kendilerinin bu görevden haberi olmaz. Ricalül gayp dairesi içinde olduklarının ayrımında değillerdir…
“Bizi görürler...” sözüyle sosyal hayattaki insanların gözlerine perdeli olmadıkları, ailede, iş yerinde, toplum içinde herkesin kendilerini görebildiği anlatılıyor… “Bizi bulamazlar...” sözüyle, ricalül gayp velisi olduklarını hiçbir bir sosyal çevrenin kesinlikle anlayamayacağı vurgulanmış. Meğerki Allah müsaade etmiş olsun, o farklı bir durum…
Neden bulamazlar? Birincisi kıyafet seçkilerinden dolayı… Ricalül gayp adamları tarikat dergâhlarında değiller… Cübbe giyinip sarık da sarmazlar… Kıyafetlerine bakarak kesinlikle onların veli olduğunu anlamak mümkün değildir… Çünkü kendilerini inkâr ettirecek kıyafet giyerler. Kot pantolon giyerler, spor kıyafet giyerler. Saç uzatıp spor şapka takarlar… Bazıları bıyık ve sakal bırakmaz… Şık tıraş olurlar. Kollarına takı takarlar… Güneş gözlükleri takarlar… Kimileri de üstü başı toprak içinde meczup gibi dolanırlar... Onları böylesi kıyafetlerle görenler, veli olduklarını anlamak şöyle dursun, kendilerini iyi bir Müslüman olarak nitelemez, hatta Müslümanlığından şüphelenirler…
İkinci neden, ricalül gayp velileri “gaflet ve şüphe” bulutlarıyla örtülüdürler. Ailede, sosyal hayatta sıradan biri gibi oturup kalkar, ortalama bir insan gibi konuşurlar. Manevi derinliklerini kesinlikle sosyal çevreye, aileye, iş arkadaşlarına yansıtmazlar… Buyurun, tanıyın tanıyabilirseniz…
Karşılarındaki kişileri, bir saniyelik nazarla, her yönüyle tanırlar… Diyaloglarında çevrelerindeki insanların algı seviyesine göre konuşurlar, onlara velayetten yana hiçbir şeyden kesinlikle söz etmezler. Çünkü ricalül gayp velileri ne yapacaklarsa kalpleriyle yaparlar… Halka bir şeyler anlatmak, onları İslam’a davet etmek, mürşitlik yapmak onların işi değildir…
Elli yıl yanlarında oturup kalksanız ricalül gayp velilerinden hiçbir şey anlayamazsınız. Başka bir söylemle yalnızca hiçbir şey anlayamama anlamasını anlarsınız… Aileleri de çocukları da akrabaları da onlardan hiçbir şey anlayamaz… Hem dış görünüşleri, hem de konuşmaları sürekli olarak gaflet ve şüphe bulutlarıyla örtülüdür… Neden mi böyle? Halka tanınmamak adına binbir inkâr perdesiyle görünmeye mecbur oldukları için de ondan…
Bu nedenledir ki kendilerini saklamak için şeriata aykırı pek çok işler yaparlar. Örnek mi? Müstehcen şeyler konuşurlar, şeriatla bağdaşmayan sözler söylerler, yabancı şarkı dinlerler, sigara içerler, sinemaya ve kafeye giderler ve daha pek çok şey…
Kendilerini bu halde görenler, bu kişi ricalül gayp velisidir, demek şöyle dursun; fasık, zındık, sapık, ahlaksız, kâfir biri olarak onları nitelendirmezlerse iyi…
Hâlâ anlayamadın mı? Ah, dert etme! Umuttur, belki bir gün…
Ferhat Saul Aaron
hizirlayolculuk.com